| Türkce | ZonêMa/Kirmancki |
| 1) aşağıdan, alttan 2) aşağıdadı:r, alttadır | cêro |
| 1) aşağılayarak ayıplamak (aşağılayarak kınamak) 2) sitem etmek, serzenişte bulunmak | lom kerdene (lom ken-; cı ra lom ken- ) |
| 1) aşama, basamak, kat 2) yayvan ve kenarları geniş, büyük bakır kap | lenger [Far.] |
| 1) aşk olsun (ayıp ettin, rica ederim, lafı mı olur? hiç önemli değil, canın sağ olsun, gücendim) 2) dervişler arasında kullanılan bir selamlama sözü | eşq bıbo |
| 1) acı 2) keskin, sivri | tuj |
| 1) acı olmak 2) keskinleşmek 3) sivrileşmek, sivrilmek | thuz biyene |
| 1) acı yapmak 2) keskinleştirmek 3) sivrileştirmek, sivrileştirmek, sivriltmek, bilemek | thuz kerdene |
| 1) acı, 2) keskin 3) sivri | thuz (thuj, thuc) [sıf.] |
| 1) acılı 2) keskinli 3) sivrili | thuzın (thujın) |
| 1) acılık 2) keskinlik 3) sivrilik | thuzêni (thujêni), thuziye (thujiye) |
| 1) acele, tezlik 2) yüksek ateşten dolayı titreme | lerze [d.] [tıbbi → 2] (lerza mı esta - acelem var) |
| 1) ad 2) ün | nam [Far.] |
| 1) adım 2) an, esna | game [d.] |
| 1) adamın haberi geldi ki, öldürülmemiş 2) adamın öldürülmediği, kaçtığı haberi geldi | xebera mormeki amê ke, nêkişiyo, remo |
| 1) adam, bay 2) insan 3) bayan insan 4) akraba | mordem/e [e./d.] |
| 1) adamlık 2) insanlık, 3) bayan insanlık 4) akrabalık | mordemêni (mordemiye) |
| 1) adi, değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan 2) aşağılık, alçak 3) bayağı | adi [sıf.] [Ar.] |
| 1) akıl almak, fikir almak 2) bir şeyden ders almak, ders çıkarmak | aqıl guretene (aqıl cên-, aqıl guret-, aqıl -cêr-, aqıl bıcê! ) |
| 1) akıl erdirme, anlama yeteneği, anlayış 2) erişme, ulaşma 3) algı, algılama | idrak [Ar.] |
| 1) akıllı olan, zeki olan 2) akıl veren 3) yol gösteren | aqıldar |
| 1) akıllılık, zekilik 2) yol göstericilik | aqıldarêni |
| 1) ak, beyaz, beyazımsı, 2) temiz, dürüst | şis (şis) [sıf.] |
| 1) akarsuda suyun hızlı aktığı yer 2) hızlı 3) dik, sert yağış | şıp [e.] |
| 1) alış! 2) öğren! | cı muse! |
| 1) alıştır! 2) öğret! 3) göster! | cı musne! |
| 1) alaca, benek 2) öküz veya köpeklere verilen isim | belek [e.] |
| 1) Alevi rehber, Rah-ı hak rehberi (rayberê raa heqi), hak yolu rehberi, hakikat yolu rehberi 2) Rehber, kılavuz, yol gösteren 3) bir erkek ismi | Rayber [e.] [din. → 1, Rayberê raa heqi] |
| 1) alevilerin ve bektaşilerin toplu halde ettikleri ibadetin adı 2) günün yarısı, öğün 3) hükümdar, şah 4) bir erkek ismi 5) toplama, bir araya getirme | Cem [e.] [din. → 1] [Far. → 3,4] [Ar. → 5] |
| 1) alevilikte ergenlik, evlilik ve musahiplik gibi çeşitli yaşam döngülerindeki ikrar 2) saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme, bildirme, benimseme, onama, kabul, tasdik | iqrar [din. → 1] [Ar.] (bê iqrar bımane! - ikrarsız kalasın!) |
| 1) altın renkli 2) bir kız ismi | Zergune [d.] [Far.] |