1
 


Zonê Ma/Kırmancki Qesebend - Sözlük
Pela Seri/Home  |  Pêrine/Hepsi/Alles/All  | Türkçe-Zonê Ma/Kırmancki  | Deutsch-Zonê Ma/Kırmancki  | English-Zonê Ma/Kırmancki  |  Fêlê/Fiiller/Verben/Verbs  |  Qeydi veng/Ses kayıtlı/Audio  |  Gramer/Grammatik/Grammar  |   Forum  |  Ad-On's  |                 Bexş/Bağış/Spenden/Donate  




         




Pêrine/Hepsi/Alles  | Türkçe-Zonê Ma/Kırmancki


 ç   ğ   ı   ş   â   ê   î   û   İ   Ç   Ğ   Ş 




 A  B  C  D  E  F  G  H  I  J  K  L  M  N  O  P  Q  R  S  T  U  V  W  X  Y  Z 

 |<  <  >  >| 

22278 Kayıtlar bütün:  <<  301  331  361  391  421  451  481  511  541  571  >> 

TürkceZonêMa/Kirmancki
1) dayamak, yaslamak 2) -e uzatmak, -e yöneltip uzatmakera cı dayene (dan- ra cı, da- ra cı, era cı d- ) [f.]
1) değnek, asa 2) çubuk (uzun ağızlık) 3) esnek agaç filizi (kısa, bir metrelik)uşire [d.]
1) delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı, kevgir, süzgeç, filtre 2) uzun saplı yayvan ve delikli kepçekewgure [d.] [Far.]
1) demir 2) bir erkek ismiasın [e.]
1) deniz, büyük nehir 2) bilgili kimse 3) bir şeyin bol olduğu yer 4) bir kız ismiDerya [e.] [Far. → Orta Far. → Avesta]
1) deri 2) tulum postık (poste) (postıkê bıze - keçi tulumu) [e.] (2)
1) deriden yapılmış ip yerine kullanılan dikiş malzemesi 2) dayanıklı, elastiki sağlamlık, kopmayan şeyşirım
1) derviş 2) kutsal 3) bir erkek ismiDewrêş (Dewrês) [e.] [sıf.] [din.] [Far. → Orta Far. → Avesta (Zend)]
1) dervişler Diyarı 2) zonê ma/kırmancki konuşulan coğrafyaya „kutsallık“ addetme, "atalarının yurdu" hardo Dewrêş (Dewrês) [din.]
1) dev, birçok farklı kültürün efsane, folklor ve mitolojisinde, masallarında yer alan bir doğaüstü yaratık (korkunç, çok iri ve olağanüstü güçlü) 2) olağanüstü irilikte olan 3) mecaz: çok büyük, çok önemlidêv [sıf. → 2,3] [mit.] [Far. → Orta Far. → Eski Far. → Avesta daēva]
1) dikkat 2) bir erkek ismiHadar [e.]
1) Dinar, Bahreyn, Cezayir, Irak, Karadağ, Kuveyt, Libya, Sırbistan, Tunus, Ürdün, eski Yugoslavya'da kullanılan para birimi 2) altın liranın yaklaşık dörtte biri değerinde olan eski bir paraDinar [e.] [Aram./Süry. → Lat.]
1) dingil, ekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, eksen, aks 2) aptal, salak 3) kaba, sabadingıle [sıf. → 2,3]
1) dini lider 2) yaşlı, koca, ihtiyar kimse 3) adamakıllı, iyice 4) herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse, gurupir [e.] [din.] [Far. → Orta Far.]
1) doğru olmak, gerçek olmak 2) düzelmek 3) yolculanmak, yola koyulmak 4) yerinde doğrulmakraşt biyene
1) doğru, geçerli 2) sağraşt (rast) [sıf.] [Far.]
1) doğrultmak 2) düzeltmek 3) gerçekleştirmek 4) yolcu etmek, uğurlamak raşt kerdene (ken- raşt, kerd- raşt, raşt ker-)
1) doldurmak 2) dikmek 3) arasına koymak dekerdene (ken- de, kerd- de, deker- ) [f.]
1) domuz 2) yaramaz, haylaz 3) katı yürekli, kötü düşünen, gaddar 4) kurnaz, içten pazarlıklı olan 5) şaka yollu söylenen bir sözxınzır [e.] [zool. → 1] [Aram./Süry. → Akat.]
1) domuz gibi büyük hayvanların burnu 2) büyük burunlufırne [zool.]
1) Duzgın Baba, Kureyş’in oğlu Duzgın, doğruluğun ve dürüstlüğün koruyucusu, mitolojik karakter.
2) Nazımiye'de Kıl köyü yakınında bir dağ. Duzgın Baba’nın mekân tutup sır olduğu dağ. İnanışa göre Kemerê Duzgıni (Duzgı kayası), Bımbarek (Mübarek) ya da Kemerê Bımbareki (Mübarek kaya) olarak adlandırılan bu dağın zirvesinde kaybolmuş. Bir dizi ritüelin yerine getirildiği bir ziyaretgâh. Yüksek dağın eteğinde cemevi kurulmuş. Kayalığın dibindeki yere Kirve (Kewra) denir, burada kurban kesilir. Patika yoldan yukarıya doğru gidildikçe kayalığın arasında bir geçiş kapısı bulunur, buna Çêverê Duzgın Bavay denir. Dileklerin gerçekleşmesi için burada renkli bezler taşlara bağlanır yada küçük taşlar konulur, ziyaret yeri öpülür, çıra yada mum yakılır, dua edilir, az miktarda para bırakılır. Misafirler evlerine teberrük götürür. Düz ve dik bir kayalık üzerinde oyulmuş yer Duzgın Bava’nın kol izi olarak belirtilir, burada da kurban kesilebilir. Kayalığın en yüksek tepesinde Duzgın Baba’nın türbesi (mezarı) bulunur, mum yakılır, dua edilir.
Bava Duzgı (Şah Haydar, Duzgın Bava) [e.] [mit.]
1) dökmek 2) parçalara ayrışmak, çözüp parça haline getirmek 3) heder olmak, karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olmaçırç biyayene (çırç ben-, çırç biya-, çırç -b- ), çarç biyayene [f.]
1) dövsün 2) girsin bıkuyo [e./d.] (1) a wayê xo bıkuyo - o ablasını dövsün 2) a wazena ke bıkuyo klubê spori - o istiyor ki spor klübüne girsin/o spor klübüne girmek istiyor)
1) düğüm 2) yumrugıre
1) dünya 2) bir kız ismiDina (Sinya) (dınya, düna) [d.] [astron.] [Ar.] (1)
1) dünya, felek 2) zaman 3) talih, yazgı 2) Devran, bir erkek ismidewran [e.] [Ar.]
1) dürtmek, itmek 2) yakalamak, tutmakpırakuyıtene (kuynen- pıra, kuyıt- pıra, pırakuy- ), pırakuyayene [f.]
1) düz yol 2) o yan, bu yan, şu yanvırarde [e.]
1) düz yolda gitmek 2) o yana gitmek, bu yana gitmek, şu yana gitmek vırarde şiyayene
1) ekim, tarım, ziraat 2) tohum, çekirdekberze (bezre, bezra, bezle) [bot.]
 |<  <  >  >| 

22278 Kayıtlar bütün:  <<  301  331  361  391  421  451  481  511  541  571  >> 





Pêrine/Hepsi/Alles  |  Türkçe-Zonê Ma/Kırmancki  |  Deutsch-Zonê Ma/Kırmancki  |  English-Zonê Ma/Kırmancki






Copyright © D.E.Z.D.











powered in 0.02s by baseportal.de
Erstellen Sie Ihre eigene Web-Datenbank - kostenlos!