| Türkce | ZonêMa/Kirmancki |
| 1) arkaya takıyor, arkasına tutuk ediyor 2) savıyor | fino ra pey |
| 1) artık 2) hele | de |
| 1) arzu, istek dilek 2) heves | arzu [Far.] (3) |
| 1) aslen, aslı (köken, kök, soy yönünden) 2) memleket olarak (halk ağzından) | eslê (eslê xo Xınısa - aslen Hınıs'lıdır; eslê xo xormeka - aslen (kökeni, soy olarak) hormektir) |
| 1) at tekmesi 2) düzine (aynı cinsten on iki parçanın oluşturduğu takım, çok miktarda olan | çute [zool.] (1) |
| 1) atışta nişan 2) evlenmek için birbirine söz verme 3) işaret | nişan [e.] [İr.] |
| 1) ateş 2) hastalıktaki ateş 3) bir erkek ismi | Adır [e.] [tıbbi → 2] [Far. → Avesta] |
| 1) ateş yakmak 2) kazarak açmak 3) gevşetmek | wekerdene (ma adır kenime we - biz ateş yakıyoruz) |
| 1) ateşte kalmak 2) ateşe tutulmak | adır de mendene |
| 1) atkı, şal, kaşkol 2) yassı taş | sale [d.] [Far.] (2) |
| 1) atlamak 2) göbek vermek | xıl dayene |
| 1) atmak 2) yalan söylemek | eştene (erzen-, eşt-, -erz- ) [f.] |
| 1) ay (gökyüzü), 2) ay (takvim ayı) 3) bir kız ismi | Aşme (Asme, menge) [d.] [astron.] |
| 1) ayıp, utanç veren 2) toplumun ahlak kurallarına aykırı olan, utanılacak durum veya davranış 2) kusur, eksiklik | ay(ı)v (ayıb) [sıf. → 1] |
| 1) ayırıyor, ayrıştırıyor 2) didikliyor | keno cêra |
| 1) ayak 2) beraber(inde), birlikte | pa [d.] [Far.] |
| 1) aydınlık, ışık 2) bir kız ismi | Sewle (sewliye) |
| 1) ayna, 2) ışıldak | lılık |
| 1) ayrı 2) başka | baxse |
| 1) azaltıyor 2) hafifletiyor | keno şenık |
| 1) açı (birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye) 2) görüş, bakım, yön, anlayış biçimi | açi [mat. → 1] |
| 1) açıkgöz 2) emin | çust [sıf.] (1) |
| 1) bırakıp gitmek, vazgeçmek, geri bırakmak, boş vermek 2) ayrılmak | caverdayene (ca verdan-, ca verda-, ca verd- ) [f.] |
| 1) bırakmak, salmak, salıvermek 2) boşamak | raverdayene (verdan- ra, verda ra-, raverd- ) [f.] |
| 1) bağımsız, serbest, müstakil, kendi başına, yalnız başına 2) bir erkek ismi | Xoser [sıf.] |
| 1) Bağır dağı. Pülümür-Kiği arasında, üzerinde göl bulunan kutsal dağ. 2) bir kız ismi | Bağıre [d.] [din.] [mit.] |
| 1) bağırmak, çağırmak 2) küreklemek | huye kerdene |
| 1) bağ/asma kütüğü 2) şahane, harika, enfes, süper, hakiki, halis, el değmemiş 3) genç/yeni | rez [e., sıf] [Far.] |
| 1) bağda üzüm teveği sıralarından her biri 2) bir erkek ismi | Baran [e.] |
| 1) baş-başlangıç (zamansal) 2) ilerisi (mekânsal) | verêndiye |