| Türkce | ZonêMa/Kirmancki |
| 1) ampul, içinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp) 2) ampul, ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe | ampul [tıbbi → 1] [Fr. → Eski Yun. → Lat.] |
1) Ana evliya, dişil evliya. Duzgın Baba'nın kız kardeşlerinden biri, mitolojik karekter. Suların Ecesi: Kutsal bir krater gölü olan Gola Buyere ile bağdaştırılır. Bereketin ve yaşam akışının simgesidir.
Suyun kutsallığını temsil eder. Gola Buyere (Buyere Gölü), dağların zirvesinde yer alan bir 'ayna' gibidir. İnanca göre, bu gölün suları asla kirlenmez ve buraya yapılan ziyaretler ruhsal bir arınma sağlar. Buyere, sadece doğayı değil, aynı zamanda aile bağlarını ve soyun devamlılığını da korur.
Kardeşlerin Bağlantısı: Buyere'nin, yeraltı su yolları aracılığıyla kardeşlerine bağlı olduğuna inanılır. Onun gölünden süzülüp akan sular, bölgenin su kaynaklarını besler ve vadilere bereketi (hızırı/rızkı) taşır.
2) Bir ziyaret mekânı, kutsal Buyer dağı ve gölü. | Ana Buyere (Gola Buyere) [d.] [din.] [mit.] |
1) Ana evliya, dişil evliya. Suların Ecesi: Kutsal bir krater gölü olan Gola Buyere ile bağdaştırılır. Bereketin ve yaşam akışının simgesidir.
suyun kutsallığını temsil eder. Gola Buyere (Buyere Gölü), dağların zirvesinde yer alan bir 'ayna' gibidir. İnanca göre, bu gölün suları asla kirlenmez ve buraya yapılan ziyaretler ruhsal bir arınma sağlar. Buyere, sadece doğayı değil, aynı zamanda aile bağlarını ve soyun devamlılığını da korur.
2) Bir ziyaret mekânı, kutsal Buyer dağı ve gölü. | Ana Buyere (Gola Buyere) [d.] [din.] [mit.] |
| 1) anlaşılmasını sağlıyor 2) akla düşürüyor | fino aqıl |
| 1) annenin çağrılış sözcüğü 2) kadıncağız, yaşlı bacıcık | khılê [d.] (2) |
| 1) anten 2) duyarga | anten [zool. → 2] [Fr. → Lat.] |
| 1) ara bozucu (arabozan), ikiyüzlü 2) boşboğaz, ispiyoncu | fızıl (1) |
| 1) araştırıp bulmak, belirlemek, tespit etmek 2) haber almak, işitmek | doskerdene (döskerdene) |
| 1) ardıç ağacı 2) İnanışa göre Hızır tüm ağaçlar içerisinde en uzun ömrü Dara Merxe’ye (Ardıç ağacına) bahşetmiş, her mevsim yeşil kalmasını sağlamış. Hızır ile olan bu mitolojik öykü-anlatı ilişkisinden dolayı Dara Merxe Dersim’de kutsaldır ve ulu ağaçlarının her biri bir ziyaret mekânıdır. Bu ağaçlar kesilmez, etrafı temiz tutulur, çıla-çıra yakılır, saygı gösterilir. | dara merxege (dara merxe) [bot.] [mit. → 2] |
| 1) arka arkaya girip sıralanıyor 2) kaçınıyor | kuno ra têpey |
| 1) arka arkaya koyuyor 2) arka arkaya dayıyor | şaneno têpey |
| 1) arka taraf 2) son, sonuç | peyni [d.] |
| 1) arkadaş , dost 2) yoldaş (yol arkadaşı) | albaz [e.] (Gımgım, Xınıs), alvaz (Erzingan, Tercan), alvoz (Pülümür, Kırmızıköprü, Nazimiye), olvaz (Mamekiye), embaz |
| 1) arkadan 2) sonundan | peyniya ra |
| 1) arkasına vuruyor 2) arkasına koyuyor 3) arkasına dayıyor | şaneno pey |
| 1) arkasına/ardına/peşine düşmek 2) araştırmak | dıma kotene |
| 1) arkaya koyuyor, arkasına yerleştiriyor 2) arkaya ekliyor, arkasına ekliyor | keno pey |
| 1) arkaya takılıyor 2) savılıyor | kuno ra pey |
| 1) arkaya takılmak, ardına düşmek 2) çekinmek 3) savılmak | era pey kotene (era pey kewtene) (no cı ra kuno ra pey - bu ondan çekiniyor) [f.] |
| 1) arkaya takıyor, arkasına tutuk ediyor 2) savıyor | fino ra pey |
| 1) artık 2) hele | de |
| 1) arzu, istek dilek 2) heves | arzu [Far.] (3) |
| 1) aslen, aslı (köken, kök, soy yönünden) 2) memleket olarak (halk ağzından) | eslê (eslê xo Xınısa - aslen Hınıs'lıdır; eslê xo xormeka - aslen (kökeni, soy olarak) hormektir) |
| 1) at tekmesi 2) düzine (aynı cinsten on iki parçanın oluşturduğu takım, çok miktarda olan | çute [zool.] (1) |
| 1) atışta nişan 2) evlenmek için birbirine söz verme 3) işaret | nişan [e.] [İr.] |
| 1) ateş 2) hastalıktaki ateş 3) bir erkek ismi | Adır [e.] [tıbbi → 2] [Far. → Avesta] |
| 1) ateş yakmak 2) kazarak açmak 3) gevşetmek | wekerdene (ma adır kenime we - biz ateş yakıyoruz) |
| 1) ateşte kalmak 2) ateşe tutulmak | adır de mendene |
| 1) atkı, şal, kaşkol 2) yassı taş | sale [d.] [Far.] (2) |
| 1) atlamak 2) göbek vermek | xıl dayene |